mülakat-rıhle dergisi
Rıhle dergisi İlahiyat alanında önemsediğim bir dergi; sosyalbilimleri bilen,
mevcut dünyayı sorgulayabilen ve tüm bunlara İslam ne diyor diye sorabilen
kompleksiz bir dergi, zira bu bakış açısını kazanırken
bir taraftan da İslami ilimlere dair de bir altyapı kazanmanız mümkün.
Son sayısında Srilankalı alim Din Muhammed ile yaptığı söyleşiyi yayınlamış,
İslam dünyasında ne var ne yok diyerek
Türkiye’nin dışına bakmak anlamında önemli bir söyleşi.
Önemli bulduğum bazı tespitlerini buraya alıntılıyorum:
- Uygarlık iflas etti ama teknoloji ve bilimsel diktatörlük insanların bu iflası görmesini engelleyen bir perde…
- Nakib el Attas ve öğrencileri, aynı şekilde Seyyid Hüseyin Nasr ve öğrencileri… Küçük bir grup ama egemen Batılı paradigmayı ve Batı uygarlığını usulu, epistemolojisi ve sonuçlarıyla çözmüş olan zihinler…
- Nakib el Attas’ın yazdığı derinlikte, güçte ve ilmilikte bir kitap yazılmadı. İslam Metafiziğine Mukaddime: İslam Dünyagörüşünün Temel Dinamiklerinin Anlatımı adlı kitaptan bahsediyorum. Bu kitabın içinde edDin ve manasıyla ilgili bir bölüm var ki muasır kitapların hiçbirinde bulamayacağınız derinlikte değerlendirme ve tespitler ihtiva ediyor. Onu önemli kılan epistemolojik faaliyet alanının merkezinde kuran, sünnet ve İslam düşünce birikiminin olmasıdır. O, çok temel bir kavramsallaştırma yaparak edep kavramını varoluşsal bir noktaya taşır.
- Seyyid Hüseyin Nasr’ın Perennialism denilen yani bütün dinlerin eşit olduğu görüşü hatalıdır, İslam’a uymaz. Bütün dinlerin eşitliğine inanırsam benim müslümanlığımın ne anlamı kalır?
- Modern dünyayı anlama çabası, ciddi ilmi ve felsefi çözümlemeler üretmek gibi bir ihtiyacın hissedilmediğini mütlahaza etmek çok kötü. Körfez ülkeleri zengin olduğu için Arap dünyası üzerinde etkisi var doğrusu körfez ülkelerinde dini düşünce seviyesi mesuliyet düzeyinde değil.
- Müslümanın epistemoloji sorunu olmaz çünkü müslüman olarak senin sisteminde epistemoloji açık, mukarrar ve sabittir. İslami ola her şeyin aslı vahiydir. Bu hususiyet mevcut modern epistemolojik teorilerde ve modern Batı düşüncesinde yoktur. Her dönemde farklı bir epistemoloji deniyorlar, birinde başarısız olunca diğerine geçiyorlar.
- Gerçek mütefekkir kendisine gündem dayatılamayan kişidir, egemen gündeme zihnini teslim edersen moderniteyi mutlaklaştırma yanlılığına düşersin.
- İslam dünyasındaki fıkıh konseylerini anlamakta güçlük çekiyorum. Çünkü biz sadece bir tane fıkıh konseyine muhtacız. Zira, mesela cidde’deki fıkıh konseyinin suud kralının istemediği bir fıkhi karar alması mümkün değil. Mısır’daki fıkıh konseyi de aynı şekilde… bulunduklaı ülkelerin yönetimlerinin istemediği fıkhi kararları alamıyorlar. Hindistan ise müslüman bir devlet değil, orada yönetim konseye pek karışmıyor ama bu insanlar da fakir olduğu için bazı çalışmalarını suud ve körfez ülkelerindeki kimi kurum ve kişilere finanse ettiriyorlar. Bu da onların ihtiyatlı davranmalarına neden oluyor. Sana karşı konuşmuyorum ama en azından susuyorum” diyor. Konseyin aksine bir şey söylediğinizde üyeliğinizi de bedava umre hakkınızı da kaybedersiniz, bunu kaybetmek istemiyor.
- Birçok aydın ve entelektüel demokrasinin İslam’a uygun olduğunu söylemeye çalışır ve hatta şura ilkesini demokrasiye indirgeme gayretkeşliği içine girer. Halbuki şura ile demokrasi arasında ilişki yoktur. Çünkü demokrasi bir kavram, bir anlayış ve felsefe olarak İslam ile asla uyuşmaz. Demokrasi halka karar verme hakkı verir, İslam ise vermez. İslam’da yasama hakkı yalnızca allah’a ve mecazi anlamda Allah rasulune aittir ve parlamento dediğimiz kurum tartışmasız olan bu esas çerçevesinde hareket eder. Hakkında nass bulunmayan yeni meseleleri bu esas çerçevesinde çözmektir. İçtihad bile bir meselede Allah’ın hükmünü anlama çabasıdır.
- Şura ilim ve fikir erbabıyla istişare etmektir. Demokrasi ise bir sayı oyunudur number game, 51’in karşısında 49…
- İslam dünyasında ruh terbiyesini göz ardı eden bütün ıslah projeleri başarısız olmaya mahkumdur.ruh eğitimi modern İslamcı söylem içinde bütünüyle terk edilmiş bir alandır. … tasavvufa savaş açıldığı zaman her alanda kriz yaşamaya başladık. Bundan yüz sene öncesinde İslam toplumlarında böylesine yüzlerce İslami cemaat ve hareket yoktu. Ruh eğitim merkezleri olarak tarikatlar vardı. Ru terbiyesi insanın kendine güvenini sağlayan en hayati eğitimdir.
- Sufiliğin üzerine kurulduğu nefis mücahedesi, bütün ıslah projelerinin sahih başlangıç noktası olmalıdır. İslam dünyasında cemaladdin efgani ve Muhammed abduh’tan bu tarafa yani yaklaşık yüz seneden beri ıslah projeleri üretiliyor yüz senedir bir arpa boyu yol gidemedik, aksine yüzlerce mil geri gittik. Çünkü modern dönemdeki bu ıslah projelerinin ilham kaynağı batı idi.
- Medeniyet dünyevileşmek anlamına gelmez. Ben kimim eşya ve hadiselere nasıl bakıyorum medeniyet bunu gösterir helal ve haramları atlamaz.
- Modern uygarlık ahlakı öteleyerek bu günlere gelmiş ve fakat son dönemde bu hatasını anladığı için üniversitelerde her ilm dalı için ahlak dersleri okutuyorlar. Tıp ahlakı, ticaret ahlakı, iş ahlakı… halbuki ahlak tektir, her alan için bir ahlak icat etmek gerekmez.
- Siyasal İslamcılık akımı için bir hezimete uğramışlık duygusudur diyor.
- Kadim ulemamız kitaba abdestsiz dokunmuyordu ama şimdi elektronik kitaplar için böyle şartlar yok. Abdestsiz dokunmazdı çünkü Fehmi ve ilmi Allaha bağlıyordu.
Posted on February 9, 2012, in Uncategorized. Bookmark the permalink. 1 Comment.

röportajın tamamı sitede varmış meğer: ayrıntılı okuma için bknz:
http://www.rihledergisi.com.tr/sayfalar/mulakat.php