Son Kürt İsyanı

[21-27 Şubat tarihli özgünduruş gazetesi'nde yayınlandı.]

Mesut Yeğen’in geçtiğimiz ay yayınlanan “Son Kürt İsyanı” isimli kitabı bir derleme çalışması aynı zamanda. Yeğen’in  farklı zamanlarda farklı gazetelerde çıkan yorum yazılarına ilavelerde bulunarak hazırlanan bu çalışmada, tarihi bir seyri olan Kürt meselesini isyan vurgusu ile ele alıyor ve 2000’li yılların başında başlayan ve halen devam eden son kürt isyanını, mezkur meçhul mesele bağlamında değerlendiriyor.  Kitap, Kürt meselesinin genel mahiyetine dair yazıların yer aldığı ilk bölüm “tespit ve tasvir”, 2007’den bugüne olan konular  “gidişat”, o zorlu zamanların anlatıldığı “evveliyat”  ve 1925-1938li yılların anlatıldığı “mazi” olmak üzere toplam dört bölümden oluşmaktadır. Derleme çalışması olması hasebiyle yazarın farklı zamanlardaki yorumları ile son dönem görüşleri arasındaki bağlantıları görebilme imkânı var. Tabi ki öncelikli soru Kürt Meselesi nedir?

Herşeyden önce siyasi bir mesele olan Kürt meselesini kısaca ifade edecek olursak Türkleştirme projesi kapsamında “tek ulus tek dil” dayatmalarına büyük ölçüde direnç göstermeyi başaran bir halkın çabasıdır denebilir. Onlar “efendilerimizden” önce de burada idiler, bir göç durumu ile gelmediler. Kendiliğinden değil, sonradan bir itiraz yoluyla oluşan bir durum var. Tek tip olmaya davet edilen diğer etnik grupların aksine Kürtler günümüzde de devam ettiği şekliyle direnç gösteriyorlar. Bunda sahip oldukları güçlü bizlik duygusu, nüfus çokluğu, beli bir havalide meskun olmaları, geleneği korumada güçlü talep, modern zamanda gösterdikleri siyasi performans gibi nedenler var. Bu sebeplerle birlikte büyük bir motivasyon sağlayarak kimliklerini geleceğe taşıma talepleri onların yıllardır süren isyanlarının adı olmuştur. Mesele sanıldığı gibi sadece refah talebi değil.

Birinci dünya savaşı sonrası çetin zamanlar yaşayan ülkemiz politikacılarının Kürtlerle ilgili tek siyaseti tanıma siyaseti idi. Onlarla her türlü uzlaşmaya kararlı idiler, haklar siyasal ve kültürel olarak kabul edilip verilmeye de razı idi.(hak verilmesi!) Hatta M. Kemal İzmit konuşmasında, kendilerini yönetebilecekleri bir özerklikten bahsetmişti. 1921 anayasası buna müsaitti. Kürtler kültürel ve siyasal hakları tanınması gereken bir kavimdi bu da gösteriyor ki Kürt meselesi inkarla başlamadı. Ancak ne olduysa düşman topraklardan kovulunca oldu ve politikacılar bu kez inkar yoluna gittiler. 1924 anayasası kapsamında Türkler dışında bütün farklı etnikler yok edilmek istendi. İzlenen yol tedip, tenkil ve asimilasyon oldu. Tıpkı diğer etnik ve dini farklı kesimlere yaptıkları gibi Kürtlere de “müstakbel Türk” gözüyle bakıldı. Bir sosyal ve asayiş meselesi olarak görüldü ve birkaç ıslahat projesi ile, yıldırma ile hallolur sanıldı. 1924-1990 arası bu dönemden sonra PKK silahlandı, ülkede 99’a kadar kanlı iç çatışmalar yaşandı.  Tasfiye fikrine direniyorlardı, bunun için her türlü yolu takip edeceklerdi. Ancak çatışmanın bu en yoğun olduğu zamanda bile hükümet durumu ciddiye almayarak olayı bir kimlik talebi olarak değil de bölgedeki ağaların, şeyhlerin, eşkıyaların kışkırtması olarak gördü. Asimilasyon politikasında her zaman kendini haklı gören hükümet politikası isyanı büyütmekten başka işe yaramadı. Aslında 90ların başıyla tekrar bir tanıma dönemi başlamıştır denebilir ama Kürtçe yasağının kaldırılmasıyla birlikte Süleyman Demirel’in realiteyi tanıyoruz demesinin iki yıl sonrasında meydana gelen 33 PKK’lının öldürülmesiyle 99’a kadar sürecek iş savaş başlamış oldu. Öcalan’ın yakalanması ile iç savaş durdu, idam etmeme karşılığında PKK ateşkes ilan etmiş oldu. Bundan sonra zaman zaman silahlı çatışmalar devam etse de Kürt meselesi daha çok siyasal araçlar üzerinden devam etti. Çünkü artık hem Öcalan(dolaylı), hem de BDP(DTP) siyaset performans göstermeye başlamıştı. İşte kısaca özetlerini verdiğimiz bu zikzaklı dönemlerin ardından günümüze geldiğimizde Kürt meselesinde mevcut bir çeşitliliğe ama hala bir meçhul duruma tanıklık ediyoruz.

Yakın dönemde bastırılan Kürt isyanları (kitap bunların kronolojisini vermemektedir) siyasi aktörlerle yol almaya başladığında, ilk önce devrimci hareketlere destek verdi. HEP ile SHP’nin ittifakıyla güçlü bir nüfuz kazandılar. Zamanla parti isimleri değişti ama mücadele değişmedi. Bölgede CHP ve MHP’ye asla yüz vermeyen halk AKP ve DTP(yeni adıyla BDP)arasında tercih hakkını kullandı. Bölgenin üçte biri DTP’yi seçti. Zaten Kürt meselesinde de sürükleyici rol ve kan taşıyıcı olan bu üçte birlik kısımdır. Bu yönüyle de “Kürt meselesi siyaseti” (Kürt meselesinden farklı olarak)etnik bir meseleye referansı olan siyasal bir harekettir denebilir. Bu üçte birlik kısım da sadece Kürt olmalarından değil, Kürtlüklerine atfen yapılan siyasete oy veriyor. Bir homojenlik yok, dolayısıyla bir netlik de yok, tutarlılık da. Bir taraftan da halkın cephesinden oluşan manzara ile Kürt meselesi hangi açıdan ele alınacak ve çözülecek?

Bizdeki cumhuriyet halkının üçte birini kendisine yabancılaştırmış, taleplerine sırt çevirmiş ve asimilasyon bağlamında yok etme planları gütmüştür. Böylece o üçte birlik kısım silahlanma yoluna gitmiştir. Şimdi de silahların gölgesinde siyaset yapmamak için koca bir ülke çaba veriyor. Son dönem tanıma siyaseti ile birlikte Kürtçe’nin eğitim dili olması, yer adlarının iadesi, AB politikaları bağlamında yeni yerel yönetim biçimlerinin tartışılması, özerklik söylemleri, K.Irak’ta kurulan Kürt Bölgesel Yönetim’in bu düşünceyi destekleyici olması, bölgede iş çevrelerinin canlılık göstermesi, fakültelerde Kürt Dili bölümlerinin açılması, bölgede okullaşma sayısının artması vesaire gibi gelişmeler olumlu ama bir o kadar da karışık bir dönemden geçtiğimizi gösteriyor.  Çünkü bu meselenin çözümü sabitlenen ulusalcı paradigmanın iflası ile mümkündür ve Türkiye bu paradigmanın sarsıldığı bir ülke olma yoluna doğru gidiyor. Bunun için yapılması gereken ezberleri bozmak, tarihi doğru okumak ve samimi olmaktır. Tarafları suçlamazdan evvel “efendilerin” önce cumhuriyet anlayışlarını yargılamaları gerekiyor.

Genel bir çerçevesini çizmeye çalıştığım kitabın tartışmaya açtığı birkaç husus önemli. Bunlardan biri Kürt isyanlarının tarihi sürecini vermesi –yukarıda anlatılmaya çalışıldığı şekliyle-, Dersim olaylarının arkaplanı, yurttaşlık tanımının yeniden yapılması, özerklik talebinin analizi, Osmanlı’da görülen yerel yönetimlerin tarihi, Kürtçe’nin eğitim olması gerektiğinin zaruriyeti vs. “Son Kürt İsyanı” bazı bilgilerimizin cumhuriyetle doğduğu ve vazgeçilemez olduğu yönündeki ezberi yıkıyor. Dersim olaylarının ehlileştirilmesi gereken bir halka yapılanlar olarak veriyor kitap ve oldukça ilginç bilgiler yer alıyor.

Yerel yönetim fikrine ayrıştırıcı ve bölücü olarak bakanlar için iki önemli bilgi var. Birincisi yerel yönetim fikrinin yeni bir durum olmadığıdır. Tarihi kaynaklara baktığımızda Osmanlı’nın bir Kürdistan fikrine yabancı olmadığını görürüz bunun bin küsur yıllık geçmişi var. Voyvodalık, Hanlık, Şeriflik, Salyane hükümetleri şeklindeki yerel yönetimler, Osmanlı devleti taşrasının sadakatiyle alakalı idi. O halde merkeziyetçi fikir Türkiye’nin ezel ebed fikri değildi. Ancak sorun bu değil. Cumhuriyetle gelen yurttaşlık tanımı gereği böylesi bir yerel yönetimin şimdiki tanımı “Türkçe konuşan Türk Devleti’nin Türk vatandaşı” karşısına Kürtçe konuşan bir Kürt vatandaş inşa etmek midir? Bunun mevcut yaraya merhem olacağı şüphelidir. O halde yapılması gereken haklar ve özgürlükler ile yurttaşlık tanımlarına yeni ve makul açılımlar getirmektir. Zaten halkın kaçta kaçının bir özerklik sistemi istediği tartışmalıdır. Kürtçe eğitimi sonuna kadar savunan Mesut Yeğen özerklik ısrarında aynı savunmayı yukarıdaki gerekçeyi göstererek yapamadığını söylemektedir. Aslolan güvensizlik hissinin yıkılmasıdır.

“Son Kürt İsyanı” isyanlara dair bir kronoloji sunma amaçlı değil sadece bu isyanların arkplanına ve hükümet politikalarına eğilen,  başarılı bir derleme çalışmasıdır.

Posted on February 22, 2011, in Uncategorized. Bookmark the permalink. Leave a Comment.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 106 other followers