AKDER:Kamusal alan buluşma
Arkadaşlarla konuşuyorduk: unutulan başörtü meselesini ve Eylül’de AKDER’in düzenleyeceği etkinliği. Orijinal fikirler ve çalışmalar olmalı diyorduk, hala bu meseleyi gündemde tutacaksak, bu unutulmuşluğu hatırlatmak kolay olmayacaktı. “Afrika deyince açlıktan bahsedilmesi gibi, Türkiye’de de başörtü meselesi sıradanlaştı, insanlar aynı şeyleri görüp duymaktan usandı” dedim. Biz bunları konuşurken 2 hafta vardı bu etkinliğe, ne yapılacağından haberimiz yoktu.
Son bir kaç gündür AKDER’in düşündüğü etkinliğin “kendi kamusal alanını oluşturmak” olduğunu öğrenmiş olduk. İlgi çekici olduğu muhakkak. Çünkü yasağa gerekçe hep kamusal alan oldu, bu tarifsiz ve anlamsız tanımdan yola çıkılarak yasağa gerekçe sunuldu. Şimdi de aynı gerekçe ile ama ironik bir uslupla düzenlenen bu etkinliğe çok farklı görüşten isimlerin katılacağı belirtilmiş.
Açıkçası başörtünün bir kadın hakkı ihlali olarak savunulmasını tasvip etmiyorum. Kadına karşı ayrımcılık açısından savunulması meseleyi indirgemektir bence. AKDER’in bu perspektifini tasvip etmemem ayrı bir konu elbette. Bunu konuşmak isteyen yorumcularla tartışabileceğimizi de belirteyim. Etkinliğin “kamusal alan buluşması” olarak düşünülmesi, yasak mağdurlarının en çok muhatap kaldıkları alan olması hasebiyledir.
Arkadaşlarımla konuşurken hep aynı isimlerin bu konu hakkında konuşmasının da bir faidesinin olmayacağını söylemiştim. “Bu konuda dinlemediğimiz insanları dinlemek gerek” dediğimi hatırlıyorum. “Mesela Nur Serter, bu konuda onu dinlemek isterim. İkna odalarındaki “ustalığını” anlatabilir mesela, öğrencileri nasıl ikna ettiğini, kamusal alanın kendince tarifini anlatabilir.” Bugünkü haberlerde Nur Serter’in etkinliğe beklendiği yazıyordu. Bakalım, şimdi milletvekili olan Serter, buna “tenezzül” eder mi?
Etkinlikte bir ikna odasının kuralacağı da yazıyor haberlerde. Bu odalarda başörtü konusunda çekinceleri olanlarla birebir konuşulacakmış. Sevmiyorum bu tür ironileri, bana imitasyon gibi geliyor. İkna odaları kurulsun maketvari bir şekilde ama yıkılmak için, başka birşey için değil(!) AKDER’in bu fikrinin ilk bakışta olumlu gözükmesi bir yana, bana itici geldiğini, çünkü “neye odaklandıklarını hatırlamaları” gerektiğini düşündürüyor. Bir hakkı tutup kaldırmak mı yoksa zaten tasvip etmediğimiz birşeyi lehimize çevirerek sunmak mı? Her neyse…
AKDER doğru söylüyor, sadece görüntü ile çağdaşlık olmaz ancak fevri davranıp “duygusal” davranmakla da hak savunulmaz. Bu kadar eleştiriden sonra yine de “birşey yapıyor” oldukları için AKDER’e teşekkür ederim.
Etkinliğin anafikri şu şekilde: “Hizmet alan-hizmet veren ayrımı yapmadan, başı örtülü-başı açık gözetmeksizin sizleri kamusal alanımıza davet ediyoruz.”
Etkinlik, 1 Eylül 2007 Eyüp Feshane’de 13:30-18:00 saatleri arasında düzenlenecek.
10 comments so far
Leave a reply
Başörtüsü konusunda daha evvel gündeme getirdiğim önerinin hala en iyi çözüm olduğunu düşünüyorum. Tabi başarılı ve etkili bir ekip çalışması ortaya konulabilirse.
karar!
okullara sakalli erkekler ve bas ortulu kizlar giremez.
Bu karar ciktiginda erkek diye dolasan erkekler
Sakallarini kesmiyeceklerdi.
burda soz konusu sakalin kesilmesinin cevazati degil
destek idi.
Tabi once veliler arkada durmadi
ve sonrasinda kizlar basini acti..
Selamun Aleyküm Ayşenur;
Mimlendin. Benim blogdan ayrıntıları öğren
Allah’a emanet ol…
ve aleykum Selam,
yaw Pazar günü için erken denebilecek bir saatte bir tercüme işi için nete girdim bir de ne göreyim; mimlenmişim!
Ayrıntıları öğrendik efem, teşekkür ederim mimlediğiniz için. En kısa zamanda mukabele edeceğim.
Selamlar.
(alacağınız olsun)
Gitar teli siz de hoşgeldiniz bu arada.
Tavizlerle bu sorun daha da büyüdü evet ve daha vahimi artık sorun olarak görmeyenlerin sayısı çoğaldı. Yani demem o ki toplum olarak,”kamu” olarak daha az konuşulur oldu mesele ta ki seçim dönemi bir “türban” tartışması çıktı ve cb başkanı seçilmesi kriterlerinde “çağdaşlık” arandı malum medyanın lümpen gazetecileri bu konuya el atıp tekrar gündeme almayı başardı ama ne şekilde?
işte bu önemli!
Etkinliğe giden var mı?Neler olduğunu yazıverse
Selamun Aleyküm Ayşenur;
Hayırlı olsun yeni kitabın diyeyim
—————————————–
Toplum mühendisleri bir gün görecekler ki bu topraklarda hala insanlar yaşamakta. Mekanik robotlar değil. İşte o gün ya kendiliğinden kendilerine biçtikleri işi bırakacaklar ya da mekanik robot yerine koydukları canlı ve özgür insanlardan tekmeyi yiyecekler.
Allah’a emanet olun…
ve aleykum selam Doğu,
Ne kitabı yaw, sadece bir makale
-
Tekmeyi yiyecekler falan demeyin aman “irticai tehdit”ten başın yanar
Ayşenur Hanım ben mim’i kasdederek öyle yazdım
Makaleniz de hayırlı olsun
hmm doğru ya “mim” …
En kısa zamanda inş.
Tekme mi dedim ben
Merak etmeyin onların korktuğu kesilmek.
Tekmeye bişe yapmazlar