Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir?
[17.08.2007 tarihinde uiportal'de yayınlandı.]
Türkiye’de normalleşmeye doğru giden süreç zorlu ve yavaş bir şekilde işlemeye devam ediyor. Seçimlerin ardından, meclis başkanı da seçildi; cumhurbaşkanı adayı da resmen belli oldu. Kabinede kimlerin olacağına yönelik dedikodunun ardından sonunda listede yer alan bakanların isimleri cumhurbaşkanına sunuldu ve bugün, cumhurbaşkanı A.Necdet Sezer, yeni cumhurbaşkanının seçilmesinin ardından kabinenin oluşturulması gerekçesiyle sunulan listeyi onaylamadı. İlk cumhurbaşkanlığı oylamasında yaşananlar, CHP’nin açtığı davalar, verilen-verilmeyen kararlar, cumhuriyet mitingleri, partilerin uzlaşmacı değil muhalif tavırları, siyaset değil tiyatro yapanlar, yayınlanan e-bildiriler, meclis başkanlığı adaylığı ve seçimi, cumhurbaşkanı adaylığında öne çıkan isimler, başörtü meselesi, en nihayetinde resmen açıklanan tek cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül… Tüm bu saydıklarım ve sayamadığım daha nice gelişmeler işte bu süreci yavaşlatan ve zorlayan nedenlerdir.
Bu zorlu ve yavaş işleyen süreçte, hukuksuz ve vicdansız uygulamalara şahit olduk. Farklı kesimden pek çok insanın “seçilmiş” olana karşı tahammülsüzlüğü, halkın iradesini küçümseye kadar vardı. “İşlerine gelmeyen” her durumda yeni bir söylem üreten bu “çok üretken zihniyet”in, Türkiye’nin her anlamda ilerleme kaydetmesinde de üretkenliğini göstermesini temenni ederiz. Oysaki demokratik sistemlerde alınan kararlardan herkesin yüzde yüz memnun olması mümkün değildir. Hadiselere süpürücü mantıkla yaklaşmak ve olumlu olanı görmeyi reddetmek, hem akla hem vicdana muhalif olmakla açıklanabilir.
Tüm bunlarla beraber konuşulması gereken konular başköşede duruyor. Erken seçime ve ardından cumhurbaşkanlığı seçimine odaklanan Türkiye, dış politikadaki ivmesini nerede tutuyor? Bu cevaplanması gereken önemli bir sorudur. Ancak dış politika dahil olmak üzere Türkiye’nin son 200 yıldır sürmekte olan ihya ve inşa çalışmalarının da önemini hiçbir zaman yitirmeden konuşulması gerektiğini düşünenlerdenim. İkinci büyük ve önemli soru: Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir? Bunu ne kadar tartışsak azdır. Ancak ne tartışmış olmak için tartışmalı, ne de farklı görüşü savunanların karşısındakinin fikrini kendisininkiyle değiştirme amacı gütmelidir. Bu yüzden sürekli gündemde kalan esnek kavramlar, suni ayrımlar ve despot zihniyetlerinin var oluş nedenlerini ve günümüzdeki uzantılarını masaya yatırmak gerek. Türkiye’nin ortak akıl ve ortak vicdana ihtiyacı vardır. Kimse güneşi balçıkla sıvayamaz ve kimse gözlerini kapatmakla gündüzü gece yapamaz.
Dış politika konusunu, sitemiz yazarlarından Semra Aksu’nun yazısına devredecek olursak bu yazıda ele almak istediğim, ikinci önemli sorudur: Türkiye’nin en önemli engeli nedir? Açıkçası ben dış mihrakların etkisinin çok büyük olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin sorunlara ve sorunsallara boğulmasının mazisi 200 yıla dayanıyor. Yıllardır analiz edilen ve tartışılan ihya ve inşa çabalarının ne kadar sonuç verdiği, turnusol kağıt gibi netlik kazanmasa da ve ortak bir kabulü reddetse de, kabuğunu çatlatmaya başladığı genel bir kabuldür.
Seçim süreci ve sonucun değerlendirmesinde Batı medyasının, Türkiye’de bazı kesimlerin düşünme “rotasına” etki ettiği, etki etmese bile etkileme amaçlı ve tahrik odaklı haber ve yazıların çıktığı herkesçe malum. Bu süreçte yerli basın kadar yabancı basınla da tanıştı halkımız! Çoğumuz yabancı basında yer alan değerlendirme ve gözlemlere daha itibar eder olduk. Batı bir tane değil, birkaç tane gerçeğinin altını çizerek içinde bulunduğumuz süreci olumlu görenler olduğu kadar olumsuz görenlerin varlığının kaçınılmaz olduğunu vurgulamak isterim. Amerika’nın seçimlere dolaylı müdahalesi bile konuşuldu; daha önceki seçimlerdeki müdahalelere yönelik kıyaslamalar yapıldı.
Sorumuza dönersek, Ekrem Dumanlı gibi yüreklendirici ve motive edici bir zaviyeden bakmanın “fazla iyimser” olma gibi bir yan etkisi de var. “Türkiye’nin önündeki en büyük engel Türkiye’nin kendisidir” diyor Sayın Dumanlı ve haklıdır da. Ancak ekonomi, eğitim, kültür ve siyaset alanlarındaki dışa bağımlılık hala devam ediyor. Her şeyin popüler olanı makbul, her çeşit ürünün yabancısı yerlisinden daha çok tercih ediliyor. Türkiye’nin hedef tahtasında olduğu barizken, birtakım emellerin gerçekleşmesi hala bu toprakların üzerinden mümkünken, Türkiye’nin önündeki tek engel sadece Türkiye’dir demek bana fazla iyimser geliyor. Türkiye zincirlerini kırmalı ve ortak akıl ve ortak vicdan’a ulaşmaya çalışmalıdır. Öncelikle “millî” olana eğilmeli ve dış ilişkilerinde “kontrol edebilir” bir hale gelmelidir. Bu adımlar sayesinde ortak akıl ve ortak vicdan tamamlanacaktır; ironi bir tabirle söyleyecek olursak Türkiye, kuraklığa dahi çareler üretecektir. Yeni hükümetin bu anlamda atacağı adımlar büyük önem arz ediyor ve dilerim makamlarının hakkını verirler. Düşündüklerimin özünü oluşturan bu yazının ardından sormak isterim, sizce Türkiye’nin önündeki en büyük engel nedir?
No comments yet
Leave a reply