storm7hw4ap9.jpg

Bazısını sık sık ziyaret ederim, bazısını nadir. Kiminde yorum beyan edip, kiminin  sessiz bir okuruyumdur. Bazısını beğenirim, bazısını eleştirmek için okurum. Birkaçı öylesinedir, çoğu önemli. Okumanın yanısıra yorum yazılan ama forum’dan ayrı olan mekanların seçici geçirgen müdavimiyimdir.

Dün yine günlük belli başlı site ziyaretlerimde dikkatimi çeken birşey oldu. O linkten o linke sıçrayıp durdum. Yukarıda bahsettiğim her türden siteyi ziyaret ettim. Bilgisayarı kapattığımda zaman bi hayli ilerlemişti. “Hüzün… o her yerde.” dediğimi hatırlıyorum en son.

Çünkü ne hikmet bilinmez bahsettiğim türdeki bloglar aleminde kara bulutlar dolaşıyor. Evet,abartmıyorum.(bence) Ya hüzün ya da tembellik… Bu ikisini ya da ikisinden birini dün dolaştığım her sitede sezinledim. İstisnalar var tabi ki, haksızlık etmek istemem. Tek tek isim belirtmeye gerek yok. Bunu benim de dahili olduğum bloglardaki sörfçülerin dikkatinden kaçmamıştır eminim:Rehavet ve hüzün.Bunun bana da sirayet ettiğini itiraf etmeliyim. Ortalıkta ne için olursa olsun toplanan bu bulutları dağıtmak yerine, birkaç melankolik söz ve bir de şiir eklemek geldi içimden. Bu mütevâzı katkım bağışlanır umarım !!

Haaa melânkoli demişken Sabahattin Ali’yi zikretmeden geçmeyelim:

Ne bir dost, ne bir sevgili,
Dünyadan uzak bir deli…
Beni sarar melankoli:
Kafamın içersi ölür.

Bu şiirin en sevdiğim dörtlüğü… Bir bahar zamanı arkadaşlarımla tarihten kalma bir harabenin heybetli taş geçidinde objektife bakıyordum. O fotoğraf hala duruyor, bu şiir hala o fotoğrafın arkasında çirkin bir el yazısına mahkum duruyor. Melânkoli, devam ediyor.

***

şimdi şiir:

VUR BİTSİN

Orada ayaklarının dibinde bir adam,

Adam bütün adamlığını dökmüş önüne,

Böyle kaç gün yada kaç gece, ayaklarının dibinde,

Öyle kolay mı öyle kolay gitmek,

Her şeyi bu İstanbul’u, o sevdiğin adaların kokusunu

Mısır çarşısını, Eminönü’nün balık ekmeğini

Beyoğlu’nun sinema salonlarını birlikte beklediğimiz 28 numarayı,

Unutmak öyle kolay mı, öyle kolay,

Orada ayaklarının dibinde bir adam,

Kov bitsin.

 

Orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,

Babadan kalma,

Hani bir bayramda saydırmışız havaya,

Sen biraz ürkek sokulmuşun omzuma,

Kuşlar havalanmış bütün kuşları İstanbul’un,

Giderken galiba bir beni birde bunu unutmuşun

Orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,

Ve burada zaten öldürdüğün bir yürek,

Vur bitsin

 

Aykut Kuşkaya güzel söylüyor bunu. (başka türlü eklemeyi bilmiyorum)

 

Öğrenme isteğini, polemik değil sinerji eksenli münazara havasını, yanlışı silgiyle silip doğruyu kalemle yazmayı ve güzel insanları, bir süreliğine bu kara bulutlar mı gölgeliyor? Dağılın uleeynnn !

 

Hep kahır, hep kahır, hep kahır !

Bıktım be…

(Cem Karaca)