Archive for July, 2007|Monthly archive page

Gece’yi yaran heceler…

  De ki…

 “Yerin ve göğün, haşmetli dağların yüklenmekten çekindiği emaneti, sen yüklendin ey çok zalim ve cahil !”  

Bu zulmü kendine nasıl ettin?
Ve nasıl bu kadar cahil olabildin? 
Emanet, her defasında kendini hissettirir oysa ki…
 
Başını bir yere çarptığında
yahut dertlerle boğuştuğunda
veya kendinle yüzleştiğinde…
Bu emanet ağır, bu emanet zor, bu emanet mukaddes…
Sen bu yükü taşımaya cüret ettin;
cahillik ve zalimlik ettin.
İki dizinin üzerine düştün ansızın,
yüzünün toprağa en yakın olduğu ân’da…
“Kendine zulmedenlerden olduğunu kabul ettin.”
Neyse ki O çok merhametli.
Düştüğün yerden kaldırıyor seni.

“Gerçek bir dost ve bir yardımcı olarak sana yetiyor !”

Read more »

Fransa istedi, Libya yaptı: Câniler affedildi

Seçim, gündemimizi bir hayli fazla meşgul ederken Libya’da büyük bir insan hakkı ihlali işlendi ve haksızlık yapıldı. Uluslararası boyuta taşınan ve çözülen mesele Batı’nın sözünün geçerliliğini(!) bir kez daha gösterdi.

Libya’da 439 çocuğa kasten HIV’li kan vermekten ömür boyu hapis cezasına çarptırılan 5 Bulgar ve bir Filistinli kadının haberi aylardır/yıllardır biliniyordu. Haberlerde sık sık rastladığımız bu hadise, insanlık onurunun ne kadar kolay çiğnendiğini göstermişti bir kez daha. Gayr-i hukuki, gayr-i meşru ve gayr-i vicdani olan bu “kıyım”ın sorumluları geçtiğimiz günlerde serbest bırakıldı;yani affedildi.

Bu tür “vahşete” sık rastlar olduk evet, nesi garip diyebilirsiniz. İstatistiklerin sıradanlaştırıcı etkisine yönelik sosyolojik bir metin düzmeyeceğim elbette ancak bu konuda konuşulması gereken şu: Zanlıların nasıl olup da affedildiği?

Read more »

Seçimlerden AK Parti ve CHP’ye dersler

Genel seçimlerin sonuçlarının her kesimde tartışmalara yol açacağına kuşku yok. Nitekim seçim akşamı başlayan tartışmalar bütün hızıyla sürüyor. Ancak önemli olan, yoğun tartışmaların yapılması değil, seçim sonuçlarının ve bu sonuçların doğmasına yol açan dinamiklerle ilgili tespitlerin çeşitli kesimlerin zihinlerinde bırakacağı iz ve yaratacağı değişiklik.

AKP’nin zaferi demokrasinin zaferine dönüşebilecek mi? İlk olarak altının çizilmesi gereken şey AKP’nin büyük bir zafer kazanmış olmasıdır. AKP’liler sevinmekte haklıdır ve kutlanmayı hak etmektedir. Ancak, bu zafer sadece AKP’nin ürünü olmaktan uzaktır. CHP’nin ve kimi uzantılarının toplumun önemli bir bölümüne varoluşsal karşıtlık noktasına ulaşan akıl, vicdan ve mantık dışı politikaları ve icraatları AKP’nin zaferinde önemli pay sahibidir. Bu yüzden seçimden en büyük dersi çıkarması gereken CHP ve onun zihniyetinin bürokratik uzantılarıdır. AKP sevinmekte haklıdır, ancak aldığı oyların kendisinin tapulu malı olmadığını ve ona verildiği gibi ilerde başka partilere verilmek üzere geri de alınabileceğini unutmamalıdır. Başka bir deyişle bu oylar AKP’ye verilen bir emanettir. Bu emanet hem iktisadi saiklerle hem de özgürlük ve demokrasi endişe ve talepleriyle verilmiştir. Bir liberal için çok yetersiz olmakla birlikte AKP bugünkü siyasi yelpazede en özgürlükçü ve en demokrat çizgiyi temsil eden parti gibi görünmektedir. Bu imajın ana sebebi AKP’nin gerçekten öyle olmasından çok rakiplerinin demokrasi ve özgürlük karşıtlığında sınır tanımamasıdır.

Read more »

Mağlup elitler ve mesrur lümpen gazeteciler

 [24 Temmuz 2007'de derindüşünce'de yayınlandı.]

Türkiye’de 22 Temmuz seçim sonuçlarının açıklandığı gün ve sonrasında pek çok gazetecinin, erken seçim kararından bu yana takındığı tavrın ne kadar yanlış olduğunu itiraf eden haberlerle çalkalanıyor basın dünyası. 22 Temmuz seçimlerinin ardından “kazanan AKP” ve “kaybeden CHP”, genel konuşmalar ve değerlendirmeler içinde iki ana aktör olarak gündemlerini korusalar ve korumaya devam edecek olsalar da bilinen şu ki bu seçimin tek kaybedeni CHP olmadı. Aslında bir kazanan-kaybeden diliyle konuşmanın rahatsız edici yönünün gerçekliğine vurgu yapmak gerek. Seçim kampanyaları boyunca kutuplaştırma gayretleri ve bölücü söylemler olmasa idi, şimdi bu dille konuşmuyor olabilirdik. Konuya dönecek olursak, bu seçimde mağlup olan elitler kadar mesrur olan lümpen gazetecilerden de bahsetmek gerek. Görsel ve yazılı basın, iletişim araçlarının, gittikçe yaygınlaşan günümüz Türkiye’sindeki yeri ve önemi ilk başta konuşulması gereken konudur. Bunu konuşalım ki halkın kararında etkili rolü çok büyük olan medyanın güvenirliğini tartışalım. Akabinde güvenirlikleri sarsılan ve iyi bir Türkiye hayalinden ne kadar uzak oldukları aşikar olan gazetecilere daha temkinli yaklaşalım.

Read more »

Bir denize akan yüzlerce ırmak misali

22 Temmuz Seçimler bu sabah itibarıyla start aldı. Sabah kahvaltının ardından erkenden gidip oyumuzu kullandık ailecek.  Gece sonuçlar açıklanacak, sonucun ülkemiz ve milletimiz adına hayırlısı olmasını diliyorum.

***

 Bu kısa temenninin ardından blogumda,  birkaç gündür tasavvurumda şekillenen yenilikleri sizlerle paylaşayım. Nedir bu yenilikler ?

Read more »

Allah’ın arzında “devletçilik” oynamak

Ey Rabbim!
İçimizden bir takım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helak edecek misin?…(Araf 155)

Sorsanız, bu âlemi kim yarattı? Yağmuru gökten kim indiriyor, denizleri kim tutuyor, rüzgârı kim estiriyor? Karıncayı, aslanı, fareyi, fili, tavşanı, kaplumbağayı kim yarattı? Kim yarattı anneni ve babanı? Bu gökyüzünü ve şu arzı kim yarattı? Ya seni, seni kim yarattı? Rızkı yaratan kimdir? Şüphesiz, bu sorulara hep aynı cevabı verecektir: ALLAH. Fakat Allah’ın yarattığı bu âlemde yaşayan insan, “Yaratıcısını” unutup, yaşadığı arzın düzeninde kendi kurallarını geçerli kılma bedbahtlığına düşüyor; aldanıyor.

Bir eski bakan ve bir milletvekili adayı olan MHP’li Faruk Bal, Konya’da Kon TV’ de bir programa katılıyor. Programda gazeteci Nurettin Bay’ın sorularına cevap veriyor. Malumunuz seçim çalışmaları, televizyonlarda sorulan sorulara cevap vermek ile iyi bir ivme kazanıyor. Konu elbette ki gündemdeki tartışmalardan biri olan başörtüsüne geliyor. Tamamına yakını Müslüman bir ülkede yasak edilen ve her yönüyle gayr-i hukuki olan başörtüsü yasağı sorunu için Faruk Bal’ın yorumu şu şekilde-aynen aktarıyorum- : “Başörtülü hanımefendi ya devletin koyduğu kurala uyacak ya da rızkını devletin dışında arayacak”

Read more »

Taleplerin karşılık bulması temennisiyle…

 İmam-Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği (ÖNDER)’in, yıllardır dile getirdiğimiz önemli taleplerimizi özet halinde ihtiva eden bir metnini ilgilenenler için alıntılıyorum.

Genel seçimler münasebetiyle hazırlanan ve İmam Hatip camiasının taleplerini içeren bu metin; 22 Temmuz 2007 seçimleriyle seçilecek milletvekillerine, öncelikle Milli Eğitim Bakanı’na olmak üzere kurulacak hükümetin üyelerine, ana muhalefet liderine ve tüm siyasi parti başkanlarına, kurulacak hükümetin Başbakanı’na, yeni dönemde görev yapacak TBMM Başkanı’na, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni Cumhurbaşkanı’na…

Siyasi süreçlere ve hukuki düzenlemelere etki edecek veya bu alanlarda karar sahibi durumunda olan; Anayasa Mahkemesi Başkanı’na, Genelkurmay Başkanı’na ve Milli Güvenlik Kurulu üyelerine, YÖK Başkanı’na ve yönetim kurulu üyelerine…

Kamuoyunun oluşmasında, sosyal barışın sağlanmasında ve özgürlüklerin yaygınlaşmasında sorumluluk sahibi olan; basın mensuplarına, aydınlara, eğitim camiasına, sendikalara, vakıflara, derneklere, bürokrasinin her kademesindeki yöneticilere ve mensubu olmakla şeref duyduğumuz; sevgili milletimize yöneliktir:

Read more »

Dünya bu anlaşmayı konuşuyor

 [20 Temmuz 2007'de uiportal'de yayınlandı.]

13 Temmuz Cuma gecesi, İran gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması ve enerji konusunda ortak yatırım yapılması konularının görüşüldüğü toplantı ülkemizi büyük bir sevince boğdu. İran Petrol Bakanı Kazım Veziri Hamaneh ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler tarafından imzalanan anlaşmadan ABD memnun değil, bazı uzmanlarımız ise anlaşmaya temkinli yaklaşıyor.

Her iki ülke için de çok büyük bir adım olarak değerlendirilen anlaşma ile İran gazı Türkiye üzerinden, Türkmenistan doğal gazı, İran ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınacak. Ayrıca İran’ın Asaluye kentindeki doğal gaz geliştirme alanında işbirliği yapıldı ve petrol ticaretindeki mevcut işbirliğinin devam ettirilmesi konularında anlaşmaya varıldı.

Anlaşma ile iki yan başlıktan bahsetmek mümkün: Biri “Rusya’ya atılan çalım”, diğeri ise “Türkiye’den ABD’ye rest”. Bu yan başlıklara biraz göz atmakta yarar var:

Read more »

Biraz da özeleştiri sayın seçmen!

22 Temmuz seçimi arifesindeyiz. Aylardır Türkiye ve Dünya gündeminde bu seçim var. Türkiye olarak beceriksiz seçim propagandalarına alışığız. Ancak bu son seçimde herkese yaka silktiren hadiselere tanık olduk, siyasete karşı büyük bir antipati oluştu çoğumuzda. “İnceldiği yerden kopsun, bitse de kurtulsa” gibi duvar yazıları sözlüğünden konuşur olduk. Partilerin birbirlerine yönelik sözlü taarruzları, ve her geçen gün yaşanan “ilk”ler Türkiye’nin bu sınavı zor verdiğini gösteriyor. Yalan yok, yazılı ve sözlü basına çok malzeme çıktı, harıl harıl çalışıyorlar gece gündüz.

Ancak şu var ki herkes adayları, partileri ve belden aşağı vuruşları konuşuyor, görüş beyan ediyor, yuhalıyor, takdir ediyor, lanet ediyor, alkışlıyor, gülüyor, kızıyor. Kısaca herkesin az-çok mimiklerine yansıyor olan bitenler. Partilere, adaylara kızan ve sürekli eleştiren seçmenler ise az konu ediliyor köşe yazılarına. Halbuki “seçmen” bu seçimlerin asıl öznesi değil mi?

Read more »

Derin düşünmeyenin devirdiği çamlar

 [17.07.2007 tarihinde derindüşünce'de yayınlandı.]

Sağolsun, muhterem babam çok asabi bir kişiliğe sahiptir. Asabiyeti özellikle araba kullanırken tavan yapar. Bağırmadan, birilerine kızmadan, azar niyetiyle korna çalmadan arabadan indiğini tarih yazmamıştır. Ona sorsanız az biraz yetkisi olsa, kızdığı herkesi asacak kesecek, eline verseler bir kalaşnikof, günlerini gösterecek duyarsız kim varsa. Ben ufak bir gerçeğin aydınlattığı tasavvurumla, “baba kızdığın herkesi öldürmeye ömrün yetmez, bırak yetkiyi ya da cinnet geçirmeyi” derim, “o kadar çok var ki onlardan…”

Read more »

Next Page »