Türkiye’nin kendi özgü 3 modelinden bahsediyor Ali Bulaç. “Bunun siyasetteki karşılığı Milli Görüş partileri; eğitimde İmam hatip Okulları ve ekonomide Anadolu’nun tecrübesi olan küçük ve orta ölçekli ticari ve sanayi işletmelerdir” olarak belirlemiş sayın yazar. Bu okulların bir model olarak sunulması ise memnuniyetimi artırdı. Sayın Bulaç yazısında İmam hatip okulları ile Türk okulları kıyaslamış, benim değinmek istediğim konu burası değil o yüzden geçiyorum, ilgilenenler yazıya bakabilir.
“Durduk yere nerden çıktı bu övünç ve kıvaç cümleleri, gündem bu kadar dolu iken bu okulların model oluşundan bahsetmenin sırası mı?” deyu tepki gösterenlere “evet, tam sırası” şeklinde cevap verebilirim.
Bir zamanlar mensubu olduğum 3 yıldır mezunu olduğum okulumu değil yalnızca, tüm imam-hatip camiasının avukatlığını yapmam gerekiyor çünkü bugün. Geç bile kaldım…
Görmek istediği gibi bakan malum medyanın bu pravakatör hali son bulmadıkça avukatlığa da devam edeceğim. Imam hatip mensup ve mezunları derneği ÖNDER’in geleneksel hale gelen bir pilav günü vardır.Bunu isteyen tüm imam hatip okulları her yıl bir defaya mahsus gerçekleştiriyor. Bizim okuldan biliyorum çok eğlenceli geçer pilav günleri, bilhassa imam-hatip’in misyonuna vurgu yapılır ve imam hatiplilerin duruşundan söz edilir.
Önder’in Antalya Şubesi de bu yıl pilav gününü düzenlemiş ve konuşmacı olarak eski ÖNDER başkanı İbrahim Solmaz katılmış. Solmaz Bey imam hatipliler için çok çalışan ve her zaman onların haklarını savunan bir isim. Yine aynı inançla imam-hatpililerin durumuna yönelik başlattığı konuşmasında güya “İmam hatipler dışında bütün okullarda uyuşturucu fuhuş var, ihl’lerde yok” demiş. Solmaz’ın, konuşmasına yönelik yapığı açıklamayı en sona alacağım. Ancak evvelen Sayın Solmaz’ın sözlerini tıpkı Atilla Yayla örneğinde olduğu gibi kendi istediği şekilde veren provakatif malum medyanın kaptan’ı bir gazette var ki, onu ifşa edelim.
Bağcılar Lisesi hadisesinde kopan fırnıtayı biliyorsunuz. Misyonu Türkiye’yi iki kutba ayırmak olan kartel medyanın önden giden atlısı HÜRRİYET aynı taktiği bu kez Solmaz’ın konuşması üzerinden yürüttü. Eeee napsın ekmek parası, böyle malzemeler çıkmasa nasıl traj yapacaklar? Hayır… Elbette böyle bakmıyorum. Türkiye’yi ikiye bölerek adeta üst-alt sınıf oluşturmaya çalışan zihniyetin asparagas haberlerle “öteki”leştirme çabalarını kınıyorum.
Habere gore haberi yapan zihniyet, Türkiye’deki gerek özel gerekse devlet okullarının hepsinin bizim olduğunu, herhangi birinde meydana gelen şiddet, uyuşturucu ve fuhuş haberlerinin milletce canımızı sıktığından haberi yok anlaşılan. Aylardır gündemi sallayan okullardaki şiddet haberlerinin kaçında İmam Hatip ismi geçmiş, kaç fuhuş haberi kaç uyuşturu haberi gazetelerimn üçüncü sayfa haberlerinde görülmüş? İbrahim Solmaz’ın konuşmasının özü bana gore aslında tam da bu soru. Yani bu, “olumsuzluklar ihl’lerde de görülmektedir ancak bu, diğer okullara nispeten daha azdır” demektir.
“Yok” demek nasıl mümkün olabilir ki? 8 yıllık kesintisiz eğitim değişikliği ile ortaokul kısımları kapatılan ihl’lere kaydolan öğrenciler zaten belli bir karakter ve ahlak yapısına sahip olmuş oluyor. Özellikle populer kültür, magazine ve şiddet kültürüyle yetişen çocuklardan belli bir yaştan sonra ne kadar ahlaklı duruş bekleniyor? Ardından katsayı adaletsizliği ile üniversite imkanları elinden alınan öğrencilerin “sırf bir lise diploması almak için” okumaları, bu yüzden idealist olmayacakları aşikardır. Tüm olumsuzluklara rağmen ihl’lerin her türlü suç oranlarında yer almaması değil, sonuncu olması manidar değil midir?
Solmaz ise Hürriyet’in haberinin ardından açıklama yaptı. Alışık olduğumuz senaryoların öznesi bu kez İbrahim Bey’di. Basına açıklama yapan Solmaz’ın ardından ÖNDER başkanı Yusuf Ziyaettin Sula kamuoyuna açıklama yapma zorunluluğu hissettiğini belirtti.
ÖNDER Genel Başkanı Yusuf Ziya SULA tarafından yapılan basın açıklaması şu şekilde:
İbrahim Solmaz”ın sözlerinde yanlış bir değerlendirme yoktur. Hürriyet yine öküz altında buzağı aramaktadır. Sayın Solmaz”ın konuşmasında mahzurlu bir şey yok. Orada bir genelleme yapılmıyor. Solmaz, İmam-Hatip okullarında din eğitimi olduğu için diğer okullara göre suç oranlarının daha düşük olduğunu belirtiyor. İstatistikler de bunu gösteriyor. Bunlar, psikolojik bir hareket yapıyor. Hürriyet, bizim işlerimizde hep öküz altında buzağı arıyor.Kamuoyuna saygıyla bildirilir.
Erol Erdoğan ise konuyla ilgili olarak yazdığı yazısında Solmaz’ın uslubundaki yanlışlara değinmiş :
Peki öyleyse “Diğer okullarda fuhuş var, uyuşturucu var, İHL’lerde bunlar yok veya az” şeklindeki bir sözün yanlışlığı nedir? Bir: Böyle bir tasnif veya “İmam hatiplerden şu çıkmaz” tarzındaki yaklaşımlar, okula çok fazla sorumluluk ve vebal yüklemek gibi bir yanlışlığı içermektedir. Halbuki okul her şey değildir; çocuğun yetişmesinde aile, mahalle, çevre, arkadaş, iletişim ve medya gibi çok sayıda başka etken de rol oynamaktadır. Bir çocuk çok iyi ise bunun tek sebebi okul olamaz, uyuşturucu bağımlısı olmuş çocuğun tek suçlusu okulu olamayacağı gibi. Okulun bu kadar kutsanması bizi yanlış sonuçlara götürür. İki: Bu ülkede iyiliğe ve kötülüğe dair ne varsa belli oranda bu okullarda da vardır. Çünkü İmam Hatipler bu ülkenin bir okuludur; o okullarda bu ülkenin çocukları okuyor, bu ülkenin öğretmenleri görev yapıyor. Bir gence yanlış işler yaptıran sebepler belli oran da İmam Hatipli gençler için de geçerlidir. Dolayısıyla İmam Hatip Liselerinden seri katil de, yankesici de, bağımlılık yapan madde kullanan da çıkabilir.Üç: İmam Hatip Liseleri, orta kısımlarının kapatılmasından sonra eski özelliklerinin bir kısmını kaybetmiştir. Çünkü öğrenci, liseye kadar alışkanlık, çevre ve huy noktasında belli bir noktaya gelmektedir. Dolayısıyla bu okullarda okuyan öğrencilerde “İmam Hatiplilik” eski anlamıyla oluşmamaktadır. Dört: Toplumda İmam Hatiplilerin suça daha az meyilli olması gerektiği konusunda bir kabullenme olsa da bunun kategorize edici ve suçlayıcı bir ifadeye dönüşmesi sağlıklı bir üslup değildir, bu üslup öteleyici bir özelliğe sahiptir. Tespit ile suçlama farklıdır.
Sayın Erdoğan’ın yazısındaki uslubu “çok fazla kutsamaya gerek yok, ihl’li olmak kimseyi günahsız yapmaz” şeklindeydi. Halbuki bunun böyle olduğunu kimse iddia etmemiştir. Yukarıda açıkladım, tekrar tekrar yazmaya gerek yok. Erdoğan’ın, Solmaz’ın sözlerindeki yanlışlıkları madde madde ele almasına karşılık ben de madde madde reddiyeler düzerim ancak buna gerek yok. Muhakkak özeleştiri gibi niyet okumak da mümkündür ancak bunu genel itibarıyla okullar üzerinden yapmak gerek, Solmaz’ın konuşması üzerinden değil. Faturanın kime çıkacağını hesaplamak yerine ben bu hesabı tanımıyorum demek gerekir.
“Senin okulun beni okulumu döver” kavgasına sıra gelmeyecek kadar yoğun bir gündemimiz var ancak etik olmayan gazetecilik anlayışını bir kez daha (!) ifşa etmek bir imamhatipli olarak boynumun borcu idi,gittiği heryerde imam hatipli olduğu için saygı duyulan biri olarak.
June 11, 2007 at 12:52 pm
Kim ne derse desin İmam-hatipli olmak bugün toplum içerisinde kabullenilen en olumlu referanslardan birisidir. Bazı eksiklerine rağmen imam-hatip liseleri ahlaklı, saygılı ve inançlı nesiller yetiştirmede önemli bir konuma sahiptir.
Hürriyet ve aynı kafa yapısına sahip kuruluşların bu konudaki haber ve yorumlarını ciddiye almak bile gerekmez. Zira niyetlerinin ne olduğu aşikar.
Zaman zaman eksiklerini bizimde eleştirdiğimiz imam-hatip liseleri olumsuzluklar konusunda diğer okullarla kıyaslanamayacak derece başarılıdır. Her ne kadar okula gelen öğrencilerin yapısal faktörleri gözardı edilmeyecek olsada, genel anlamda imam-hatiplerin sağlıklı nesil yetirtirmedeki katkısı üst düzeydedir.
Bence imam-hatiplerin şu an alternatifi bulunmamaktadır. Bir aile ne kadar bilinçli olursa olsun çocuklarına bu okulların verdiği eğitimi verebileceğini düşünmüyorum. Kızımın imam-hatibe gitmesi için telkinde bulunacağım:) tabi son karar kendisinin olacak.
June 12, 2007 at 2:03 pm
Yanlış hatırlamıyorsam Menderes’e atfedilen bir söz vardı. Yanılıyor olabilirim…
“baraj taşmak üzereydi ve biz imam hatipleri açarak bir taliye kanalı açtık” diye…
Belki niyet buydu ama önemli olan sonuç bu taliye kanalının çok iyi çalıştığıdır.
murat koçak’a katılıyorum…
June 16, 2007 at 7:54 pm
her iki yorumcuya da yorumları için teşekkürler…
*
imam hatiplerin ne niyetlerle kimler tarafından açıldığı biliniyor. Anca sonuca baktığımızda “iyi ki de açmışlar” diyoruz
Aslında bu okulların bir zamanlar yakaladığı kalitenin tek “teşekkürü hakedeni” kurucu fikrine sahip olanlar değil elbette. Bu okullara devlet okulu olarak hizmet verdi. Pek çok maddi durumu yetersiz öğrencinin, ya da dini hassasiyet taşıyan velilerin bir alternatifi oldu bu okullar. Ama böyle böyle başlayan süreç, çok verimli sonuçlar getirdi. Türkiye’de vakıf okulları hariç kaç okul sistematik ve geleneksel bir şekilde böylesine korundu, benimsendi ve sahip çıkındı?
Son yıllarda ise imam hatiplilerin iç acısı haline oturup sümük çekmek değil, bir çare aramak gerek. Türkiye’nin hemen hemen her ilinde bir tane de olsa mevcut olan bu Türkiye modelleri için diriltici bir güç gerek ! Katsayız adaletsizliği, başörtü sorunu ve devlet tarafından ihmal edilen bu okullara yine “halk” sahip çıkmalı. Ama…
Bu okullara üç kuruş beş lira yardım edecektir herkes, etmek isteyecektir. Ancak okulu temsilen öğrencilerin gerek ahlaki gerekse başarı yönündeki gerilemeleri bu yardımların önünde en önemli ve birinci engeli teşkil etmektedir. Bu yüzden bir imam hatip öğrencisinin durduğu yeri çok iyi bilmesi gerek.
Şükür ki, ihl’ler yeni yeni kendilerine gelmeye başladılar. Yasaklara “devlete rağmen” az da olsa ilerlemesini sürdüren bu okullardan, vatana hizmet için daha nice gençler yetişecektir.
Bence imam hatiplilerin kıyaslama açısından 2 tip formül var:
1. İmam hatip ve diğer okullar: Burada amaç “ötekileştirmek” değil, farklılıkları konuşmaktır.
2.Önce ve sonrasıyla İmam hatip: Buradaki kıyastan maksat da günümüz ihl’lerin eski verimine ulaşması, bunun için her yıl daha fazla gayret sarfetmesidir.
*
Konu ihl’ler olunca çenem düşüyor nedense
July 13, 2007 at 11:16 am
ÖSS sonuçlarının açıklanmasının ardından imam-hatip öğrencilerinin mağduriyeti tekrar gün yüzüne çıkmış oldu. Derece yapan öğenciler yine ve ne yazık ki Türkiye’de herhangi bir üniversiteye giremeyecek. İkinci alternatif olarak yurtdışında okumayı seçecekler.Buna rağmen pişmanlık duymayıp,ihl’li oldukları için övünenlerin sayısı da az değil. Bugün Yenişafak gazetesinde konuyla ilgili bir haber yayınlandı.Bknz:
http://yenisafak.com.tr/gundem/?t=13.07.2007&c=1&i=55689&İmamHatipli/olmanın/onuru/bana/yeter
BEYİN GÖÇÜNÜN FARKINDA MISINIZ ?