Hem entelektüel hem de dindar olunur mu? I.Perde

Boğaziçi Üniversite’sinin oralarda bir mekan… Biraz modern havası var fast food işi bir dükkan. Ben, kardeşim ve bir arkadaşımız ile birlikte akşam akşam karnımız acıktı, yol yorgunuyuz; hem de öğrenciyiz. Nereye otursak, ne yesek derken oturduk Doydos’a.

Siparişlerden önce menü kataloğunda fiyatlara baktık bir de ceplerimizi yokladık; bir ayran, iki tavuk burger bir de Ayvalık Tostu söyledik. “Çayı da namazdan sonra içeriz” dedik.

Konuşuyoruz oradan buradan, derslerden, sınavlardan… “Asıl önemli olan imtihan”ı hatırlayınca lokmamız bir an takılıyor boğazımıza;sonra devam ediyoruz günlük konuşmalara. Selefi olan arkadaşımla zaten nereye ne zaman bir araya gelsek,oradan buradan konuşmanın ardından-vakit varsa eğer-geçeriz “dünya düzen(sizlik)ini” konuşmaya. Mesele yine her zamanki gibi “bana” geliyor. Kardeşim “başladılar” yine diyerek şikayet etse de başlamış bulunuyoruz bir kere.

Konuyu açan ben oldum. Yine Selefi olan bir arkadaşımızın kurmuş olduğu “imanlı genç” isimli siteden; daha doğrusu yayınladığı bir haberinden bahsettim. Haber aynen şöyle :

“El Kaide hareketinin iki numaralı ismi Eymen el Zevahiri Hamas liderlerine ağır suçlamalarda bulunarak, İslami Direniş Hareketi’ni ‘Filistin’i yahudilere satmakla’ suçladı.Hamas’ın, “İsrail’e teslim olduğu için bataklığa saplandığını” belirten Zevahiri, El Cezire’de yayımlanan ses kaydında, Mekke ittifakını işaretle ayrıca şunları ifade etti: “Hamas bu kararlarla zillet ve teslimiyet batağına saplandı. Ümmetin hakları hiçe sayıldı. Hamas, Filistin davasını sattı, daha önce şeriat hükümlerini satmıştı! Bunların hepsini sattı! İslam Ümmetinin böylesi acı bir gerçekle karşılaşmasından dolayı çok üzgünüm. Teslimiyetin bataklığına gömülen Hamas yönetimi için İslam ümmetine başsağlığı diliyorum.”

Zaten haberi okur-okumaz şaşkına dönmüştüm. Nasıl bir aşağılama, nasıl bir ithamdır bu! İttifakın yanlış bir karar olduğunu söylemelerini anlarım, bunu yapmaması gerektiğini ve Filistin davasına zarar vereceğini söylemelerini anlarım. Ama Zevahiri’nin sözlerini gerçekten çok ahlak dışı buldum.

Bunları Selefi arkadaşımla paylaştım. Bu ağır ithamların bir müslümana yakışmadığını söyledim;üstelik bu Müslüman bugün pek çok kişinin lider gördüğü bir isim ise. Selefi arkadaşım Zevahiri’yi haklı bulduğunu ama uslubunun çok sert olduğunu kabul ettiğini söyledi.

S-Ne sanıyorlar, ittifak olunca kanın duracağını mı? Filistin’de bu şekilde kan durmaz. Filistin kendini müdafaya mecburdur. Bu ve buna benzer hiçbir anlaşma bu kini söndüremeyecektir.

Arkadaşım haklıydı evet bu ittifakın bir de Mekke’de yapılmasıyla su yüzüne pek çok yorum çıkmıştı.
A-Bu şekilde Filistin’de kan durmaz ama son birkaç güne bakarsak ortamın durgun olduğunu da söylemek mümkün.Haniye ne yapsın, adam öyle ya da böyle lider ve hergün onlarca insanın ölmesini engellemeye çalışıyor bir şekilde.”

A-Üstelik sitenin her yerinde bulunan silah resimleri,vuran-kıran-döken manzara ve hep Ortadoğu haberlerini itici buluyorum;İslam bu değil.
S-Hayır İslam tam da budur.
A-Ya tamam ben ne demek istediğini anlıyorum;ama Batı’ya nasıl bir imaj kazandırdığına bakalım.
S-İslam budur,cihadı farz kılmıştır.
A-İslam bu değildir,ya da tamamen bu değildir.

…. (Her zamanki gibi sürdü.)

***

Bu konuyu kapattık. Mesele yine döndü dolaştı benim karakteristik özelliklerime geldi. Hatta eş seçimini konuşuyorduk evet  Bende de aksi gibi pembe başörtü var o akşam; “yandık,düşersek bunun diline” Arkadaşım pembe başörtüme değil ama “entel” oluşuma takmıştı.

Ayağımı yere vurarak :

A-Entel değilim ben.
K-Abla entel değilsin ama kabul et entelektüelsin.
A-Entelektüel kavramının kültüre göre değiştiğini biliyorsun.
K-Evet, zaten asıl manasına bakarsak öylesin.
A-Asıl manasına bakarsak da kırk fırın ekmek yemem lazım.
K-İyi ya, o yoldasın işte.
S-Ya gördün mü ?
A- Sadece, sade bir müslümanım.

Seslerimiz yükselmişti.

A-Entelektüel olmak dindar olmaya mani değildir.
K-Evet,haklısın.
Beklenmedik cevap karşısında Selefi biraz şaşkın
S-Evet.
K-Yeter yaw ne zaman bir araya gelseniz hep aynı muhabbet;haydi namaza gidelim.
A-Gidelim.
S-Hesap lütfen…

***
Aslında konuşmalıydık o gün.
Dindarlık ne demek ?
Entelektüel ne demek?

Bunun ikinci perdesini de yazmak lazım!Kısmet…

46 comments so far

  1. murat koçak on

    :) )

  2. filosofi on

    hem entellektüel hem dindar olunur.entel bizim insanımızın yorumladığı gibi illa ki dış görünüşün farklı olması değildir hayata farklı bakıp hayatı farklı yorumlamaktır sağ hakkında da sol hakkında da fikri olandır daha doğrusu her şey hakkında bi yorum yapabilendir bu yüzden entellektüellik ne islamla sınırlandırılabilir ne de islamsız olduğu düşünülebilir fark yaratmak her dinde olduğu gibi islamda da mümkündür

  3. murat koçak on

    Sözlük olarak kısaca entelektüel; Bilim, teknik ve kültürün değişik dallarında özel öğrenim görmüş kimse, aydın, münevver. Bu anlamdan yola çıkıldığında Müslüman niye entelektüel olmasın? Hatta bunun zorunluluk olduğunu söylemek bile pek yanlış olmaz. Kavramlara yüklediğimiz yada yüklenen yanlış anlamlar, değerlendirmelerimizin sağlıklı olmasını zorlaştırır.

    Bilgi edinimine önem vermek, araştırmak, sorgulamak, bir konunun artı ve eksileri konusunda derin bilgi ve görüş sahibi çabasında olmak bir Müslüman için şarttır. Bu uğraşı veren biri için entelektüel, aydın, münevver denilip denmemesinin çokta önemi yok.

    Evet! İslam cihadı farz kılmıştır. En önemli ibadetlerimizin biride nefsimizle olan cihaddır. Nefsi vahiy, kalp ve aklın önüne geçiren bir anlayışla İslam adına doğru adım atmak çok zordur. Barışta farzdır. İslam ne zorbalıktır, ne de ruhbanlık, ne salt akıldır ne de kalp.
    “Ve işte böyle, sizi orta yollu vasat bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hakkın şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun.” (Bakara 143)

    Münakaşaya dalıp namazı unutanlar da var şükür namaz unutulmamış:)
    Bu arada Ayşenur Hanım kırk fırın ekmek yemenize de gerek yok çoğunu yemişe benziyorsunuz.

  4. hümeyra e. on

    toplumdan ayrılmayın kardeşim, halka karışın.. : )

  5. yaki on

    fark oluşturmak elbette iyidir ama gerçekten bunu yapana.. bazıları da bu kisve altında farklı gözükmek, dikkat çekebilmek, ezikliğini daha fazla hissetmek için intellektüelmiş gibi davranmaya çalışır :)

    allah kendini bilen kullarından eylesin. farklı görünmeye çalışarak , kendi benliğindekine farklı gördürerek kendini.. sürekli hayal dünyasında yaşamak ne acı olsa gerek..

  6. simeranya on

    hem entellektül hem dindar olunur mu? sorusunu konu başlığı olarak ilk okuduğumda akılma gelen soru dindarlık ve entellektüelliğin ne olduğuna dairdi.

    yazınızın sonunda getirip sizde bu soruyu sorunca aldık mı başımıza belayı demekten kendimi alı koyamadım.

    çünkü iki kavramda ifade ettikleri anlamlar bakımından oldukça geniş bir tarif alanına sahip. kişi, toplum ve düşünceler kendine ait entellektüel ve dindar tanımları yapabileceklerdir. burada bir sözlüğü referans alıp ona göre geniş kapsamlı bir yorum yapma imkanınında olacağını zannetmiyorum. aslında buna ihtiyaç olup olmadığından da kesin olarak emin değilim.

    bir entellektüel ve bir dindar tanımımız olsun mu?

    hadi entellektüeli tanımlayalım; ooo… uzun iş bunun için Cemil Meriç olmal gerek :) ve o “marağadakiler” adlı eserinde bunu fazlasıyla yapıyor. ülkelere toplumlara ve düşüncere göre tanımlamalaraını yapıyor. aralarındaki entellektüel anlayış farkını ortaya koyuyor. Çok merak edenlere tavsiyem okuyun… ama ben entellektüel ve entelijansiya kelimelerini okumaktan çok sıkılmıştım. çünkü benim için çok bi önmem arzetmiyordu, içimden bi seste oku oku diyordu; çünkü önemli olmasa cemil meriç bu kadar uğraşır mı?

    uğraşmış fikrin en derin işçisi ve şunları söylemiş:

    “Hülâsa Edersek

    Bu tarifler geçit resminin ispat ettiği hakikat şu: Her ülkenin, her çağın,her sınıfın, her ideolojinin entelektüel anlayışı başka. Dünyaca kabul edilmiş bir entelektüel kıstası yok dense yanlış olmaz.

    Sağın temsilcileri için entelektüel, ya karışıklık çıkarmaktan hoşlanan, huysuz, hırçın, ukalâ bir “deklase”; vekâletnamesi olmayan bir avukat; şarkı söyleyeceğine bildiriler imzalayan bir ağustos böceği; yahut da heyecansız, suya sabuna dokunmayan bir bilgi uzmanıdır. Sol, aydına bazen dost, bazen düşman. Daha doğrusu entelektüel, kendilerinden olmak şartıyla alkışlanmaya layıktır. Sağ entelektüel, çoban köpeğidir. Esasen entelektüelin sağı olmaz. Entelektüel, yükselen bir sınıfın şuurudur, yani bir devrimcidir. Ayrıcı vasfı: Tenkit.
    Şöyle bir taslak çizmek kabil:

    1-Entelektüel, zamanının irfanına sahip olacaktır. Ülkesinin dilini, edebiyatını, tarihini bilecek, dünyadaki belli başlı düşünce akımlarına yabancı olmayacaktır.

    2-Peşin hükümlere iltifat etmeyecek, olayları kendi kafasıyla inceleyip değerlendirecektir.
    Başlıca vasıfları dürüst, uyanık ve cesur olmaktır. Yani bir bilgi hamalı değildir entelektüel. Hakikat uğrunda her savaşı göze alan bağımsız bir mücahittir.

    Biz de Schumpeter gibi düşünüyoruz. Entelektüel, tariflere hapsedilemez. Mefhumu dalgalanışları içinde kavramak, tarihe başvurmakla kabil.”

    ……demiş….

    ya dindar olmak,,,

    onun tanımınıda hangi dine ve görüşe göre tespit edeceğiz…

    İslam’a, Hıristiyanlığa, ateizme, laikliğe… kime göre yapacağız…

    Hadi hiçbir kaynağa bakmadan, “inandıklarının gereğini yerine getirmektir dindarlık” desek, inanma problemi çıkacak karşımıza neye, ne kadar inanıyoruz, aslında ne kadar inanmalıyız, inanmalı mıyız… soruları karşımıza çıkacak ve bu problemlere bir cevap ararken yanınızdaki biri, size “sende pek entel oldun” derse ona cevabımızın ne olacak. :)

    Her neyse gereği kadar uzattım sanırım, önemli olan dindar olmak değil Müslüman olmak, önemli olan entelektüel olmak değil – yada bu tanım içinde var olmadan- farkında olmak.

  7. simeranya on

    simeranya’ya link verdiğiniz için de teşekkür ederim…

  8. felah on

    filosofi

    Hayata farklı bakıp,farklı yorumlamak demişsin ama bu söylediklerin bizi sadece “daha farklı” yapara entelektüel yapmaz ki. Herşey hakkında yorum yapmak mı?Bu mümkün mü yaw :) Entelektüelliğin fark yaratmak kadar basit bir anlamı olduğuna ise inanmıyorum.ÜStelik “fark yaratabiliyor” olmanın din ile değil şahsiyetle alakası olduğunu düşünüyorum.

    M.Koçak

    Sözlük anlamına bakarak entelektüel budur demek pek tatmin edici değil açıkçası :) Zira bu yazıyı yazdığım,üzerinde bu kadar durduğum bir meseleyi halletmenin yolu lugata bakmak ise bunu çoktan yapar;derin bir nefes alırdım.Demek istenen nedir tabi onu da anlamak lazım!Nişantası entelliği mi yoksa harrrrbiden bir entelekttüel mi? Hümeyra’nın topluma karışın nidası entel geçinenlere olsa gerek.Yaki‘nin söylediklerini okuyunca bunu demenin daha doğru olduğunu da gördüm: Bir de entel geçinenler var evet :)

  9. felah on

    Cemil Meriç’e -haddim olmayarak- hak veriyorum. İyi ki bizi bu satırlardan haberdar ettiniz simeranya;içim ferahladı cidden.Ferahladı ama yazıdaki K’nin belirttiği gibi entelektüel olduğumdan değil hem entelektüel hem dindar olmanın mümkün olduğunu daha iyi anlatacağım için.

    Sahi aklıma dindarlık derken hangi dine göre olduğunu,neye ne kadar inanmak olduğunu açıklamak gelmedi. Aslında yazıdan da anlaşılacağı gibi şahıslar müslüman.Hem de İslam’ı en doğru şekilde anlayarak yaşamaya çalışan 3 genç.Kısaca müslüman dindar.

    Önemli olan sadece müslüman olmak mıdır?İman ettik demeyle salıverilmezler(ayet)Bunu bildiğinizden emin olarak burada ne demek istediğinizi sorsam?

    ***

    Ne demek rica ederim;siz yeter ki yazmaya devam edin.

  10. K on

    Aslında yazıyı okuyan herkesin burada ne kast edildiğini anlamış oldugunu düşünüyorum.Günümüzde değiştirilen birçok kavramdan biri olmaktan kurtulamamış bir kelimedir ENTEL.aslına bakarsanız böyle bir kelime yoktur.Intellectual kelimemizin aslı. intellect . The ability to learn and reason; the capacity for knowledge and understanding(öğrenebilme yetenegi ve bilme ve anlama kabiliyeti) demektir.Bu işi yapabilene aşk olsun demiyoruz :) intellectual diyoruz.Bunu da kendi dilimize entellektüel olarak geçirmişiz.(i ile başlayanlar e diye okunarak Türkçeye geçiyor). Bu işi yapan insan aynı zamanda dinine çok bağlı(religious) bir insan da olabilir bu amenna.
    Ama günümüzde aslında var olmayan bir kavram olarak ve bence entellektüelleri çekemeyen insanlar tarafından uydurulmuş kelime ENTEL dindarlığa aykırı.Çünkü bunun kullanılışı kendini aykırı görmeye çalışan farklı olma çabası içinde sözüm ona dantelden ayrılan için olmaya başlamış.

    Peygamberler Feraset sahibi olarak en dindar insanlardır aslında değil mi?

    Boğaziçi’nden sevgilerle :)

  11. felah on

    vayyy K teşrif etmiş, hoşgeldin.

    İngilizcenin içinde ,onun etimolojisini okumuş biri olarak söylediklerine karşı gelmek pek mümkün değil.Ama sanmıyorum ki Intellectual salt kabiliyetten ibaret olsun???(skill,ability)Müslümanın tek adı vardır:Müslüman.Ama ben derim entelektüellik, bir “isim” değil “sıfat” olarak var olsun. O zaman daha iyi olur sanırım.

    Söylediklerine Örnek:Müslüman’ım diyen birini “Ceza” dinlemek,”Ahmet Altan,Elif Şafak” okumak, “sigara” içmek vs. entelektüel yapmaz;ENTEL-DANTEL yapar :)

  12. hg on

    Soru: Hem entelektüel hem de dindar olunur mu?

    El-Cevap: Olunur. Entelektüellik dindarlığı değil ama dindarlık entelektüelliği beraberinde getirir.

    Sn. filosofi’nin yorumu doğru olmakla birlikte eksiktir. Entelektüellik hayata farklı bakmaktan ziyade, hayatı farklı yönleri de dâhil bir bütün olarak görmek ve değerlendirmektir…

    Sn. simeranya’nın görüşlerine katılmıyorum.

    Müslümanlığın şartı nedir? Kelime-i şahadet. Sonrası önemli değil mi? Olmalı.

    Yine önemli olan farkında olmak değildir, entelektüel olmaktır. Farkında olmak pasifizmi de içinde barındıran geniş bir durumdur. Entelektüel olmak ise pasifizmi kabul etmez, kişilikli duruş, eylem gerektirir; Edward Said gibi hayatının son demlerinde olmasına rağmen Filistin’e gidip İsrail askerlerine çocuklarla birlikte taş atmayı gerektirir. Farkındalık, Entelektüel’in özelliklerinden yalnız bir tanesi olup, Entelektüel olmakla kıyas dahi edilemez.

    K, tarafından, (Intellectual, intellect: öğrenebilme yetenegi ve bilme ve anlama kabiliyeti) olarak tanımlanmış. Mutlaka eğitimini alanlar, kendilerini eğitenler daha iyi bilirler.

    Benim en azından bizdeki kullanımı ile bu tanıma küçük bir eklemem olacak: Entelektüel salt kabiliyeti değil, ondan daha ileri olarak eylemi de içerir, içermelidir.

    Sn. yazarın, yorumunda belirttiği ( “Entelektüellik”in bir sıfat olması gerektiği) görüşüne katıldığımı da belirtmek isterim.

  13. murat koçak on

    Sayın felah,
    Yazımı dikkatlice bir daha okursanız entellektüel budur dediğim söylenemez sanırım. Ancak sözlük anlamını buraya aktarmışsam, entellektüelliğin bu tanımını benimsediğimi ifade etmem açısındandır.

    Lugata bakmak bazen bana derin nefesler aldırır. Nişantaşı’nı filan bilmem ama kendimi, haddimi bilirim:)

  14. Suat Öztürk on

    Ooo burası bayağı karışmış; neyse, biraz daha karışsın da ben düzenlemeye gelirim :-)

    Ps: Hem entelektüel hem dindar olunur. Bilinçli, neye niçin inandığını bilen dindar aynı zamanda entelektüeldir. Kavramlara, nerden nasıl türediğine ya da dilimzie girdiğine değil ifade ettiği anlama bakılmalı.

    HG’ye katılıyor, Simerenyanın CM’den yaptığı alıntıya şerh koyuyorum. CM’nin sözleri her inanç sahibi için geçerli olabilir. İnancı kişinin “hakikati”dir.

    (İkinci perdeyi bekliyoruz. :-)

    Saygılar.

  15. yaki on

    tüm bu sorulara cevap vermek bizi nereye getirecek arkadaşlar?

    bırakallım insanlar nasıl hissediyorlarsa öyle yaşasınlar. ve içlerinde kurguladıkları başrolünü yalancı benliklerin oluşturduğu toplumada dindarlığın verdiği kibirle(!) yukardan bakarak yaşasınlar!

  16. felah on

    Bırakamam…Çünkü “öyle” hissetmek ve yaşamaktan ziyade bir dayatma var. Diğerini ,ötekini, başkasını tanımlarken dikkat etmeli/ler/yiz.

    ***

    İkinci perde en kısa zamanda biraz merak edin bakalım :]

  17. dogu on

    Merhaba felah Hanım;

    Tanışma faslını geçip hemen Ali Şeriati’nin AYDIN adlı kitabından iki adet alıntı yapayım konula alakalı ve geriye çekileyim.

    ————————————————————————————————————————

    Bununla birlikte burada hüküm, ‘illiyet’ hükmüdür. Yani, meşguliyetlerinin aracı ve aslı beyinleridir. Bunlara, ‘entelektüel’ tabakası diyoruz. Asıl işleri pazularına dayananlara da işçi diyoruz. İşçiler yani bedeni veya bileğinin gücüne göre çalışanlar. Bununla birlikte bütün dünyada tanınan ve sosyal bilimlerce resmen bilinen ve bizim aydın olarak adlandırdığımız entelektüel sınıf, değişik fikri çalışma bölümlerine ayrılmaktadır. Örnek olarak, öğretmenler, üniversite hocaları, avukatlar, hakimler, siyasetçiler, hareket liderleri, gazeteciler, muhabirler, mütercimler, mühendisler, yazarlar, şairler, ressamlar, heykeltraşlar, sanatkârlar, doktorlar, ilim sahasının değişik dallarıdaki uzmanları, psikologlar, alimler, mezhep alimleri, feylosoflar, tarihçiler ve bunların benzerlerinin tamamı entelektüeldir.

    Bunların hepsi entelektüel sınıfına girer. Bizim mütercimlerimiz ve yazarlarımız bu kelimeyi farsçaya tercüme edince aydın kelimesini kullandılar. Yanlaş buradan başladı ve bu yanlış kafalara yer etti. Öyle ki, hâlâ varlığını koruyor. Acaba bütün bu gruplara ve gruplardaki fertlere aydın ismini vermek doğru olur mu? Hayır! Çünkü, aydın kelimesinin başka bir sıfatı vardır. Aydın kelimesinin kendisi farsça bir kelimedir. Manası da açık bir düşünceye sahip olmaktır. Bu kelimenin Fransa’da ve İngiltere’de bir karşılığı vardır. Bu kelime Fransa ve Fransız edebiyatından gelmedir. Fransız dili ve edebiyatı bizim tahsil etmişlerimiz arasında yaygın olduğu bir zamanda Fransızca dilinde aydın kelimesinin karşılığı ‘keliruya’ idi; yani aydın görüşlü… Sayfa 10

    ————————————————————————————————————————

    Yapılan açıklamalar ışığında, bu değer ölçüsüne göre aydın; bir ferdin düşüncesine verilen sıfattır. Entellektüel ise, bir ferdin çalışmasına verilen sıfatı oluşturur. Bu esasa göre bazı aydınlar entellektüel, bazıları ise değildir. Yine bu esasa göre bazı entellektüeller aydındırlar ve bazıları aydın değildir. (2)

    2- Settar Han entellektüel değildi, ama aydındı. Allame Kezvini, entellektüel idi ama aydın değildi. Dehhuda her iki sınıfa girer. Bazıları bu iki sınıfa girmedikleril halde “büyük ve muhterem şahsiyetler” olarak bilinirler. Sayfa 12 & 62

    ————————————————————————————————————————

    İyi günler, Allah’a (c.c) emanet olun…

  18. simeranya on

    entellektüel bir merak içinde mi olalım; yoksa nasıl olsa bu yorumlardan entellektüellige ve dindarlığı dair bir arpa boyu yol alınamayacağının farkında mı olalım?

    “pasif direniş” gandi…

    farkında olamadığın şeyin entellektüeli olamazsın, olursan helal olsun…

    müslümanlık(islam) sıfat tamlamalarına ihtiyaç duymaz, insanlar duyar…

  19. K on

    entellektüel kelimesi zaten bir sıfattır kökeninde bunu belirtmeyi unutmuşum sanırım :)
    entellektüel kişi
    entellektüel bakış açısı
    gibi kullanımlarda oldugu gibi..

    ayrıca entellektüellik salt yeteneği ve bilmeyi gerektirir.Kelimenin içerdiği mana ve kullanılışı da budur.Ama entellektüel olandan eylem beklendiği de dogrudur.İşin eylem kısmı için daha başka kelimeler mevcuttur.Activist(eylemci)olabilir mesela.Bütün işi ENTELLEKTÜEL’den beklemek olmaz ama değil mi?

    Kurani terimlerde de iman edenler ve salih amel işleyenler diye bahsedilmesinden iman etmenin ameli beraberinde getirmesi gerektiğini zaten anlıyoruz.Yani faith&action bir arada olmalı.Entellektüel de bunu bazen kendi yapmalı bazen de kendi yapamadığı yerde insanlara öncü olmalı.

    Hem dindar hem entellektüel hem de mücahid :)

  20. hg on

    “Pasifizm” ile “pasif direniş”in aynı şey olmadığını açıklamaya gerek yok sanırım…

    ***

    Zaten ne demişiz; “Farkındalık, Entelektüel’in özelliklerinden yalnız bir tanesi olup, Entelektüel olmakla kıyas dahi edilemez.”

  21. simeranya on

    :)

  22. simeranya on

    gülüp geçecektim ama…

    pasifizm ile pasif direnişin aynı olmadığını hatırlattığınız için teşekkür ederim, ben aynı şey olduklarını zannediyordum…

    “Farkında olmak pasifizmi de içinde barındıran geniş bir durumdur.” diyen sizsiniz. Ama yine size göre farkındalık entellektüel olmakla kıyas dahi edilemez. Görüşüne sahipsiniz.

    İnsan farkında oldukça neden pasifleşir onu pek anlamış değilim.

  23. murat koçak on

    Herşey farkındalıkla başlar, farkında olamayan biri entellektüel olabilir mi?

    O zaman kıyasta pek tabii edilebilir.

  24. S on

    Hem entel hem müslüman olunabilir belki..
    Ama hem entel. hem mücahid biraz zor ;)

  25. felah on

    Alıntılarınız için tşk ederim;farklı zaviyeler kazandırdığını düşünüyorum.Entelektüel ile aydın arasındaki ince arkı da görmüş olduk böylelikle. Entelektüelin bir sıfat olduğuna vurgu ile birlikte çok geniş bir çatı olması da ayrıca memnun edici. Sayıları çoğalır inş. :]Sayın doğu istediğiniz zaman tanışma çayına da bekleriz.Hürmetler…

    “müslümanlık(islam)” yazılımını hatalı bulduğumu söylemeliyim.İslam bir dindir müslüman ise o dine mensup “insan”dır. Yani sıfatlar taşır.Aslında İslam da taşır.”En son din”,”en kamil din” gibi vs.Biraz alakasız kaçabilir burası.Demek istediğim sanırım netleşmiştir.

    Sayın hg‘ye çok teşekkürler.Entelektüel aynı zamanda eylem adamıdır evet.Bunu da sanırım yazıda A-K’nın “cihad” bakışında görebilmek mümkün. Activist demek ise işin “bilgi-iman” noktasına pek gönderme yapmıyor;ama entelektüel şu zamana kadar gelen yorumlar içerisinde kendisine hem düşünce hem de eylem insanı dedirtiyor.

    Basit bir örnek ile şöyle ki:Yol üzerinde herhangi bir kazaya neden olma ihtimali olan taşı önce farkedip,sonra banane demeden onu oradan kaldırmak,bunu yaparak etrafındakilere fiilen örnek olmak ve insanlara bu hareketi bir iyilik olarak anlatarak onlardan da aynı şeyi yapmasını beklemek.

  26. hg on

    Öncelikle bir düzeltme yapmak isterim.

    Pasifliği genel olarak ifade edeceği düşüncesiyle, özel bir manası olduğunu bilmeden yazmış olduğum “pasifizm” kelimesi, eylemli bir durumu yansıtan pasif direnişin karşılığı olarak kullanılmaktaymış.( Pasifizm: uyuşmazlıkların savaş ya da şiddet aracılığıyla çözümüne karşı olmaktır-http://tr.wikipedia.org/wiki/Pasifizm)

    Şu halde, hatalı kullanım nedeniyle çelişki yaratan yukarıdaki ifadelerimi şöyle düzeltmem gerekmektedir:

    (Farkında olmak pasifizmi de içinde barındıran geniş bir durumdur. Entelektüel olmak ise pasifizmi kabul etmez..)

    ifadesi

    (Farkında olmak pasifliği de içinde barındıran geniş bir durumdur. Entelektüel olmak ise pasifliği kabul etmez…)

    şeklinde,

    (“Pasifizm” ile “pasif direniş”in aynı şey olmadığını…) ifadesi de

    (“Pasiflik” ile “pasif direniş”in aynı şey olmadığını…)

    şeklinde olacaktır.

    Bu durumda gandi, pasif direnişe, pasifizme örnektir ama pasifliğe değil.

    Düzeltmeye vesile olan simeranyaya teşekkür ederim.

    ***

    İnsan farkında oldukça pasifleşir demiyorum. Dediğim farkında olmak pasifliği de içinde barındıran bir durumdur.

    Farkındalık her zaman eylemi gerektirmez. Farkındasınızdır ama müdahale etmezsiniz, eylemde bulunmazsınız, pasif kalırsınız.

    Mesala, önünüzde birine araba çarpar, farkındasınızdır ama yardım etmeyebilirsiniz. Bir öğrencinin kopya çektiğinin farkındasınızdır ama müdahale etmezsiniz.

    Bir yazar, bir aydın, bilim adamı, sivil toplum örgütü liderisinizdir; Dünyadaki, toplumdaki gidişatın kötüye gittiğinin farkındasınızdır ama çıkıp bir açıklama, eylemli bir çalışma yapmazsınız. vesair…

    Entelekütelllik ise eylemli bir durum gerektirir.

    Ve farkındalık, entelektüel olmakla karşılaştılamaz. Çünkü denk değildirler. Farkındalık, Entelektüel’in özelliklerinden biridir.

    Bu ikisi arasında karşılaştırma yapmak, elma ile elma çekirdiğini, armutla sapını, trenle vagonu, otomobille direksiyonu karşılaştırmaya benzer.

  27. S on

    Aslında kısaca bu konudaki düşüncelerimi şöyle özetleyebilirim;

    Entellektüel kelimesinin lugattaki manasının ne olduğu önemli değil, önemli olan günümüzde ne manaya geldiği..

    Günümüzdeki manası itibariyle entellektüellik ile müslümanlık bir arada gitmez diye düşünüyorum..

    Entellektüellik denilince; farkındalık, öğrenebilme yeteneği, anlama, kavrama ve eyleme dönüştürme gibi şeyler geliyorsa akla, bunlar zaten bir müslümanda olması gereken şeyler.

    Selam ve dua ile..

  28. simeranya on

    ben müslüman demedim, müslümanlık dedim… “-lık” yapım ekini almış dikkat ederseniz. hıristiyan ve hristiyanlık; yahudi be yahudilik… arada ki fark açıkzannedersem…

    sıfatlar taşıması noktasında evet; “en son din”…vs sıfatları kastetmiyorum ben, entellektüel islam, sosyalist islam, demokratik islam gibi sıfatları kast ediyorum…

    ne islam dininin nede müslümanın bu şekilde sıfatlara ihtiyacı olmadığını düşünüyorum…

    demekki herşey fakında olmakla başlıyooo… burası önemli…

    çekirdek olmazsa elma olmaz, sapı olmayan armut olamaz:)

  29. simeranya on

    S yorumlarına da katılıyorum…

  30. murat koçak on

    Farkındalık entellektüelliğin sebebidir.

    Ben olayın ikinci perdesini söylemiyorum. Farkındasınızdır ama pasifsiniz bu sizi tabiki entellektüel yapmaz. Farkındasınız eyleme dönüştürmüşsünüz entellektüellik başlar. Ama her şeyden önce farkındasınızdır, FARKINDASINIZDIR.

    Bu nedenle farkındalık entellüktüellik kadar önemlidir, biri olmadımı diğeri olmaz. Basit bir özellik değildir.

    Ayrıca hg’nin bahsettiği Edward Said entellektüelliğe mükemmel bir örnektir.

  31. simeranya on

    artık ikinci perdeye geçebiliriz…

  32. Ebu Leyl on

    S

    S.O.S :)

    Katılıyorum yorumlarına..

  33. Arzu on

    Bu sorunuzdan hareketle;
    http://www.istanbulentelektuel.org ‘da biraz biraz görülebilecek olan, arka planda yahoo grubumuzla, hem dindar hem entelektüel olmayı öğreniyoruz:)

  34. genci_iman on

    insan neden bu kadar kendinden aciz… insan neden insan olmayı reddeden bir mahluktur biliyormusunuz sözüm bu yazıyı okuyan herkese ortaya islami bir konu atıldımı her nedense bilen bilmeyen hep suçu başkasında görür oluyor… hep eksik konuşuyoruz sözlerimize hiç dikkat etmiyoruz biraz dikkatli okursak yazdıkarımızı hayatta olmamızın belli amaçaları vardır. Ama her din oteki dinler kadar doğrudur farklı toplumların farklılaşmış inançlarnda bir alim şöle der insanlar din hakkında yazar savaşır ölürlerde din için yaşamasını bilmezler… ağ ki yazdıklarımız amellerimizdede yazılı olsaydı keşke buraya yazılan görüşler sözde değil niyetle beraber ameldede olsaydı ama malsef yok şu entellektüel yok şu böle yok bu böle yürümez böle bişey ler elde edilmez İMAM GAZALİ der din bir üstür sultanda muhafız üssü olmayan yıkılmış bekçisi olmayanda kaybolmuştur … islam dini o kadar basit midir ki rahatca cevaplar verebiliyoruz..? Dinin,imanın için göstermezsen bir gayret,batıl gelip her şeyi,altüst edecek elbet. biliyormusunuz PEYAMİ SAFA Din yüzünden gerilemedik, gerilediğimiz için dinden ayrıldık. aslında hep teknolojinin nefse yaptığı etkiden geriledik tabi din konusunda geriledik zevklerimize düşkünlüğümüz günden günee eritiyor ama malsef uynaann çok andir insanlar …Din hayatının hayatı hem nûru,hem esası. İhya’yı din ile olur,şu milletin ihyası. ne güzel sölemiş SAİD NURSİ
    neyse YAZILACAK ASLINDA ÇOOK ŞEYLER VAR AMA bazanda dönüp gerilere bakmamız lazım ileriki hayatımıza bir çok etkisi olacak inşallah… selam ve duanın dillerden kalbe yaptığı etki ile ALLAH a emanet olun
    genci_iman@hotmail.com

  35. felah on

    admin notu:

    yahu hala birkaç kişiyi bir araya toplayıp da şu sahnenin ikinci perdesini yazamadım. Ne becereksizim, ya da bu konu hakkaten zor bir konu =)

  36. dogu on

    Selamun Aleyküm Ayşenur;

    Ya sorma ben de elimde üç kitap kalakaldım. Aylardır bilgisayara geçireceğim de blogda yayınlayacağım da sonra sıradaki kitapları okumaya başlayacağım. Belli bir süre sonra zor oluyor. İnşallah birkaç kişi toplanıveriri hemen etrafında :D

    Allah’a emanet olun…

  37. felah on

    ve aleykum selam, tam da çayı demlemiştim =)(Okuma müptelalıları için daha kıyak gelir çayım)

    Sizin işiniz zor hakkaten, kitap okuyup sonra notları geçirmek zahmet istiyor üstelik sıkılma olasılığı daha yüksek. Neyse ki ferden yapabileceğiniz birşey. Bu entel-dindar muhabbeti için konuşabileceğim birkaç kişiyi bulmam gerek. İkinci sahnenin daha verimli geçmesi için ehil insanlar arıyorum, o yüzden uzun sürdü. Kısmet… Belki kendi kendime konuştuğum bir senaryo yazarım =)(sanki çok ehilmişim gibi!) Bu da bir alternatif. Hürmetler…

  38. dogu on

    Tekrar Selamun Aleyküm Ayşenur;

    Ya evde net yok kaç gündür. Çay ve net evimde ne özledim ya hu :D

    Eski defterleri açarsan eminim gerekli muhabetler çıkar meydana fakat yeterli olur mu aklındaki için bilemem :D Aslına bakarsan benim alıntılarda bu muhabbetin bir parçası. Aslında ben bir kişi olabilirim o bir kaç kişi arasında ama bu telkom böyle beceriksiz ( 1 haftadır kablolarındaki sorunları gideremediler! ) ben de staj ayarlamakta bu kadar tembel ve yaz okuluna giden biri olduğum için biraz zor. bu aralar düğün dernekte var etrafımda :D Ama belli olmaz. Aklında olsun hbaer edersin müsaitsem hemn akarım entel muhabbetlerine :D

    İyi çalışmalar, Allah’a emanet ol…

  39. felah on

    Tekrar aleykum selam,

    Sayın Doğu bu muhabbet mütevazı mekanlarda, doymadan kalkına sofralarda, kaynar çaydan ağzı yananın sustuğu bu sessizlikten istifade diğerinin konştuğu, gülüşlerin duyulduğu ve ayrılırken asr’ın okunduğu “şartlarda” yapılıyor. Takdir edersiniz ki bu, sanal alemin temin edemeyeceği bir imkan. =)

  40. dogu on

    Selamun Aleyküm Ayşenur;

    Haklısın :) Ayşenur. Ama bu net alemide o potansiyele erişecek gibi. Gerçi ben de nette uzuuuuun yazışmalar uzun zamandır hazzetmiyorum. Kaynar çay eşliğinde yavaş yavaş muhabet etmek arada namazı kılmak gibisi yok. Yaf canım çekti şimdi. ben hemen bir iki arkadaş bir de ev ayarlayayım :D Entelleri olmasada başka konuları konuşuruz :D

    Allah’a emanet ol…

  41. felah on

    Bâki Selâm…

    Bâki Muhabbet…

  42. suad on

    slm
    Hatırladıgım kadarı ile
    Dil sırların perdesini aralar

    entelli yada entelsiz)

    Şükredelim bir olalım.

  43. amarat on

    evet olunur.

  44. jalal on

    benım bı sorum olacak sokratesin savunması kıtabının entellektuellıkle ilişkisi nedır?sokrates hengı bakımdan entellektueldir.ödevim var lutfen bunu bırı acıklarla ptesiye kadar cok gusel olur.bana yardım edın.yazılarınızı dört gözle beklıyorum..

  45. felah on

    sayın jalal, bir umut buraya tutunmuşsunuz ama pek yardımcı olacağımı sanmıyorum. Genel birşeyler söyleyebilirim ancak ödevinize ne kadar yardımcı olurum bilemiyorum.

    Birkaç yıl önce lisede okumuştum Sokrates’in savunmasını ve Sokrates’e dair “konuşacak” kadar çok şey bilmiyorum. Entelektüel ilişkiyi uzun cümlelerle anlatabilmem için yeniden okumam gerek.

    Ben olsaydım nasıl yazardım?sorusuna vereceğim cevap,umarım size yardım eder:

    Bu ödevi yazan ben olsaydım ve entelektüel ilişkiyi irdeleseydim muhakkak Sokrates’in kavramlar için verdiği mücadeleyi anlatırdım.Yerine oturması gereken kavramlar ve etik yapıyı incelerdim. Mesela Kargaşadan bahseder Sokrates bunun toplumdaki gereksiz tartışma ya da anarşiye dönüşünü gösterebilirdim. Robert Fisk, Edward Said için Filistinli,Entelektüel ve Savaşçı der. Yine Alev Alatlı gördüklerinin sancısı ile entelektüel nöbet tutar ve günde 4 saat uyur. ve ben de bu örneklere bakarak gerçek bir entelektüelin aynı zamanda toplumun öncüsü,dik duran,savaşçı olan ve belki de Sokrates’in durumunda olduğu gibi “savunma” durumuna düşmesini açıklamaya çalışırdım.

  46. jalal on

    Allah razı olsun.Felah en azından benımle ılgılenıp yardımcı olmaya calışman ve cevap atman bana yeterli.vermıs oldugun onerıyı kullanacam.cok teşekkur ederım.Allaha emanet olun.


Leave a reply